Bir Varoluş Felsefesi : Sufi Nedir?

blank
sufi nedir, sufizm nedir, sufi kimdir

Yeni bir yaşam için ölmeden önce ölmeyi felsefe edinen, tüm hayatını evrenin yaradılış amacını araştırarak geçiren sufi nedir? Halk arasında sofu adı ile de bilinen sufi, tasavvuf felsefesini benimsemiş ve tüm hayatında tasavvuf ile meşgul olan kişiye denir. Eren, ermiş, hak ile baki, gönlü saf kişi gibi anlamlara da gelen sufi kelimesi “Ashab-ı Suffa” anlayışına dayanır.

Sufilik ve Ashab-ı Suffa

622 yılında Mekke’den Medine’ye gerçekleşen göç, müslümanlar arasında ”Hicret” olarak bilinir. Hicretten sonra evsiz kalan, Medine’de sığınacak bir yeri olmayan müslümanlar yeni inşa edilen Medine Camii’nin karşısına yerleştirilmiştir. Burada yaşayan insanlar zamanlarını ibadet, dua gibi dünya işlerinden uzak şeyler ile geçirmiş ve  Ashab-ı Suffa ismini almışlardır. Sufizm teriminin, Camii’nin etrafından toplanan bu “ashab-ı suffa” topluluğundan ya da saflık anlamına gelen “saf’i” kelimesinden geldiğine inanılır.

Sufiliğin Temeli

Sufiliğin temelinde varoluşun sebeplerini araştırma duyusu yatar. Sufiler ilahi aşka ulaşabilmek için sürekli olgunlaşmanın gerekli olduğuna inanır ve bu öngörü ile aydınlanır. Sufilik dinler ve inançlar ötesi bir felsefeyi temel alır. Kimi düşünürler sufizmi islamiyet ile bağdaştırırken kimi düşünürler sufiliği dinin dışında bir felsefe olarak görür.

İlk kez 9. yüzyılda ortaya çıkan sufi felsefesinde, sufiler Tanrı’yı bilen kişilerdir. Tanrı’yı bilmekle kendi özünü bilmeyi, tanımayı amaçlar, hayatları boyunca bunu deneyimlemek için yaşarlar. Varoluşun ilk haline dönme yolu olarak tanımlanan sufilik, Batı literatüründe İslami mistisizm kategorisinde değerlendirilir. Sufilerin; Hakk’ı sevmek ve ona sadık olmak, rikkatli olmak, imanın kurallarına vakıf olmak, Hakk’a tümüyle teslim olmak gibi özellikleri vardır. Sufiler ahlaklı ve erdemli yaşamalı, kendilerini ahlaki terbiyeye tabi tutmalıdır.

Kısaca sufi, herhangi bir dinsel inanca bağlı olmayan ancak hayatını tam bir dindarlık içerisinde geçiren kişidir. Sufiler, Hakk’a ulaşabilmek için bu dünyada insan olma yolculuğunun sürekli olması gerektiğine inanır. Bu yolculuğun sürdürülebilmesi için içsel öze dayanan zihinsel bir sarhoşluk gerekir. Burada bahsedilen fiziksel sarhoşluk değil tamamen ruhani, sıcak, samimi ve kalp gözüne dayanan bir sarhoşluktur. Sufiler, varoluşa sevgi duyan, öğretilerini öykü, mecaz , müzik, şiir ve hatta dans ile aktaran felsefe insanlarıdır.